Archive for Nisan, 2010

PostHeaderIcon Kotanyi Baharat Değirmenleri Hakkında

Herkese merhaba! Ben Hijyen Anne! Hijyen ve sağlık konularında takıntılı, 2 çocuklu bir ev hanımıyım. Blogumda hijyen ve sağlık konularıyla ilgili bilgi paylaşımında bulunmakla kalmayacağım, aynı zamanda yazılı ve görsel mecralarda gözüme takılan, “yazmazsam çıldırırım!” dediğim ufak detayları sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Yurdum insanının genelinin hijyen ve sağlık konularına bakışının “atın ölümü arpadan olsun” şeklinde olduğunu çok iyi biliyorum. Hayatım, başta yakın çevremdeki insanlar olmak üzere, insanları hijyen ve sağlık konuları hakkında uyarmakla geçti. Bu konuda araştırmalarımı derinleştirdim ve dünya ülkelerinin bu konuda neler yaptığını araştırdım. Ülke olarak ne kadar geri olduğumuzu gördüm. Yeri geldikçe blogumda bunları sizlerle sık sık paylaşıcam. AB ve Rusya kapılarından dönen ve iç pazarda satılan ürünlere işaret edicem ki, eloğluna kakalayamadığı ürünleri bize yedirme gafletine düşen kurnazlar insan sağlığını hiçe sayarak kâr elde etme anlayışlarını değiştirsinler. “Sen tek başına ne yapabilirsin ki?” diye düşünmeyin, bir hijyen anne dünyaya bedeldir :)

Geçenlerde internet üzerinde dolaşırken Ekotrent.com da Türkiye’ye yeni bir baharat yolu isimli habere denk geldim. Yazı Kotanyi Baharat firması ile ilgili bir tanıtım yazısıydı ve ilgimi çekti. Firma 1881′den beri ayakta ve baharat konusuna dünya çapında bir marka.

(H.A.: Yeri gelmişken baharatları çok sevdiğimi ve yemeklerimde bol bol kullandığımı da belirteyim. Kotanyi Türkiye sitesinde dolaşırken gördüğüm Baharat ABC bölümünü paylaşmadan edemedim. Baharat konusunda bu kadar zengin online başka bir içerik bulabileceğinizi tahmin etmiyorum…)

Firma Türkiye’de faaliyete geçmiş ve baharat işini sağlık ve hijyen kurallarına gözeterek gerçekleştiriyor. Benim de özel günlerde eşimi ve çocuklarıma yemek hazırlarken farklı lezzetler elde etmek için kullandığım ürünleri var. Avusturya kökenli ve AB gıda standartlarına göre faaliyet gösteren bir firma olduğunu da biliyorum. (Takıntılıyım demiş miydim?)

Buraya kadar her şey güzel. Genelde internette okuduğum yazıların yorumlar kısmını da şöyle bir süzmeden başka bir siteye geçme alışkanlığım yoktur. Aman allahım, bir de ne göreyim; hemen hepsi aynı kalemden ve muhtemelen firmanın rakiplerinde çıkma olduğu belli bir sürü negatif yorum ve eleştiri var firmanın baharat değirmenleri hakkında.

Vay efendim nasıl olurmuş da tek dolumluk olurmuş Kotanyi baharat değirmenleri. Kendilerini fena halde kazıklanmış hissediyorlarmış (H.A.:Yanlış hatırlamıyorsam 4-5 lira civarında bir paraya satılıyor değirmenler, gerçekten büyük kazık, her gün benzin ücreti adı altında devlete ödediğimiz vergileri, köprü geçiş ücretini ya da bir paket zehir zıkkım olasıca sigaraya ödenen paraları düşününce!)

Firmanın sözcüleri nasıl bir açıklama yaparlar bilmiyorum. Ama ben aşağıdaki yorumu yazmanın uygun olduğunu düşündüm:

Kanserojen Madde İçeren Baharatlar

Ürünü ben de kullandım. Sağlık konusunda çok titiz bir anneyim. Türk gıda ürünlerinin pek çok AB ülkesinden kanserojen madde içerdikleri için için geri döndü. Tek kullanımlık olması hijyen açısından iyi. Tekrar doldurulabilir değirmenler olsaydı muhtemelen kötü niyetli insanların elinde ne idüğü belirsiz baharatlar doldurulmuş piyasada satılmaya başlardı. Kotanyi gibi köklü bir baharat firması üç kuruş daha fazla kazanmak adına insan sağlığı ile oynamadığı için 1881 den beri ayakta kalmış diye düşünüyorum.
Hijyen Anne – 2010-04-18 23:14:46

Maalesef öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, açgözlülük ve kısa günün karı düşüncesi hakim olmuş durumda. Eğer tekrar doldurulabilir olsaydı bu baharat değirmenleri ben size söyleyeyim içine çarık çürük doldurup size kakalayan birileri muhakkak çıkardı. Diyelim ki, sırf kendiniz yeniden doldurmak için bu ürünü kullanmak istiyorsunuz. O zaman ben de size şunu sorarım; herhangi bir aktar, market, halk pazarı ya da bakkaldan aldığınız baharatların nereden geldiğini hiç araştırdınız mı? İçinde kanserojen maddeler var mı?

Araştırmadığınızı tahmin ediyorum. Boşuna demedim bu konularda takıntılıyım diye.Öncelikle şunu söyleyelim; bilinenin aksine ülkemiz bir baharat ülkesi değil ve baharat ithal eden bir ülke konumundayız. Bunların büyük kısmı da sağlık ve hijyen koşullarına uygun koşullarda saklanmadan (örneğin semt pazarları) soframıza geliyor. Büyük kısmı kanserojen madde içeriyor. Bu bağlamda ülkemizde kanser vakalarının sayısının artmasına şaşmamalı. En masum gıdalarda dahi kanserojen maddeler var.

Şimdi biran için Kotanyi firmasının yerine koyup empati yapalım. Türkiye’de satılan değirmenler yeniden doldurulabilir değirmenler olsun ve insanlar oradan buradan buldukları baharatları üzerinde Kotanyi markası olan şişelere doldurup satsınlar. Allah muhafaza birileri de üzerinde Kotanyi markası olan bir değirmenden çıkan baharatı tükettiği için zehirlensin. Firmanın ne kadar zor durumda kalabileceğini tahmin edebiliyor musunuz?

Kişisel olarak ne idüğü belirsiz baharatları aileme yedirmektense biraz daha fazla para ödeyip AB standartlarına göre üretilen baharat değirmenlerini kullanmayı tercih ederim. Size de aynısını tavsiye ediyorum. İnsan sağlığı ile oynayan firmaları cezalandırmanın en iyi yolu ürünlerini satın almamaktan geçiyor. Dilerim biran önce gıda konusunda AB standartlarını yakalayabiliriz. Biz göremedik halen, ama bizim çoçuklarımız görsün diye mücadele etmeliyiz…

Share